İnönü'yü Bir Kez Dinleseydiniz!..
Uludere faciasının istihbarat kaynağının ABD olduğunu olayın ertesi günü -hem de duruşma için beklediğim Çağlayan Adliyesi’nin nezarethanesinden- yazdım. Vahiy gelmemişti; sadece Predatör alış-verişini dikkatle takip etmiştim.
Yöneticilerimizin, "kem-küm"lediği sırada da: "Eğer bir şey açıklanmıyor, gizlenmeye çalışılıyorsa; bilin ki dış kaynak olduğu içindir." dedim.
Özetle Wall Street Journal’ın Pentagon kaynaklı haberine şaşırmadım. Sorgulamamız gereken, ABD’nin bu bilgiyi neden sızdırdığı. Cevap belli; yine de bazı "tesadüfleri" sıralayalım:
Mesut Barzani, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı'mız Feridun Sinirlioğlu’na: "Uludere olayı kırılma yaratabilir, derhal aydınlatılmalı." diye resmen fırça attı.Ne hakla, ve acaba "kırılma yaratır" ne demekti?
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş: "Uludere’de vur emrini bizzat Başbakan…
Detail
Necdet Özel'in Sessizliği
ABD'nin Irak işgalinde Genelkurmay Başkanı "demokrat" Hilmi Özkök'tü. Askerimizin başına çuval geçirilmesini "olağan" hadiselerden saydı.
ABD - İsrail ikilisinin hedefinde Suriye, İran ve beraberinde Türkiye var.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in Bekir Çoşkun, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve emekli astsubaylara muhtıra vermesine hiç şaşırmadım.
2010 YAŞ'ından beri kendilerinin başkanlığının önünü açmak üzere nasıl bir hızlandırılmış program uygulandığını bilip yazmış biri olarak hiç şaşırmadım.
Normalde 2013'te; yani gelecek yıl başkan olacaktı. O normal şartlar "anormalleştirilmese" Türkiye bugün böyle anormallikler yaşar mıydı?
Muhtırayı kastetmiyorum. Özel ABD'ye gitti; kendisine ABD'nin kozmik üssünü gezdirmişler. Kendi topraklarımızdaki -Kürecik'teki- Amerikan…
Detail
Son NATO Çullanması!..
Seul'deki buluşmada Başkan Obama, Başbakan Erdoğan'ı 20-21 Mayıs'ta Chicago'da yapılacak olan NATO zirvesine bizzat davet etti.
Kısa bir süre sonra Başbakan Erdoğan Suriye'deki karışıklık sebebiyle NATO'nun 5. maddesi nin işletilmesini; yani sınırlarımızın NATO tarafından korunmasını gündeme getirdi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bu konuda Brüksel'deki NATO toplantısında mevkidaşlarını bilgilendirirken Beyaz Saray Avrupa Direktörü Elizabeth Sherwood-Randall: "NATO'nun 4. ve 5. maddelerinin istişareleri için Türkler'den resmi bir talep gelmedi." açıklamasını yaptı.
ABD Başkanı Obama, Ladin'in öldürülüşünün birinci yıldönümünü Afganistan'da kutladı. AfganistanDevlet Başkanı Karzai ile ABD muharip güçlerinin 2014'te bu ülkeden çekilmesinden sonrasına dair anlaşma imzaladı. ABD'li yetkililer de Obama'nın Afganistan'ı NATO dışındaki önemli müttefiklerden biri…
Detail
Demokrasi ve TSK
Demokrasinin bir çok tanımı yapılabilir. En kısa ve herkesin üzerinde uzlaşabileceği tanımı bir halkın kendi kendisini yönetme yeterliliğine sahip olması durumudur. Çocuklar 18 yaşına kadar anne ve babalarının vesayeti altındadırlar. Çünkü kendi kendilerini yönetebilme yeteneklerine ve bilgisine sahip değildirler. Ancak zaman içinde bu yetenekleri tedricen kazanırlar. Nihayet 18 yaşına geldiklerinde bütün riskler alınarak, “artık kendi kendini yönet denilir” ve ana/baba vesayeti sona erer.
Peki, halklarda durum nasıldır. Halkların da ana ve baba gibi vasilere ihtiyacı var mıdır? Tarihin çok büyük bir bölümünde halklar, kendilerini milletin babası konumuna oturtan ve bu konumunda kendisine Tanrı tarafından verildiğini ileri süren yöneticiler tarafından yönetilmiştir.…
Detail
"Cadı"lar Göreve!..
28 Şubat'ın 2. dalga operasyonu Barzani’ye karşılama töreni gibiydi.
Yine bildik numara: ne zaman Türkiye’nin bir organı daha kesilip-biçilecek, hoop "operasyon"!.. Millet bu James Bond filmlerini heyecanla izlerken birileri malı götürüyor.
Türkiye’nin birinci sorunu "Kürdistan"dır, Kerkük’tür… Irak’ın bölünüp, bölünmemesidir… Suriye’nin akıbetidir… NATO kapsamında TSK’ya biçilen yeni rollerdir… Ama kimin umurunda? Başbakan Erdoğan Barzani ile görüşmesine dair bir soruya: "Detaya girecek değilim." cevabını veriyor, incir çekirdeklerini ise uzun uzun anlatıyor. Dibine kadar "detayına" girilecek bir şey varsa o da Barzani’yle bu halvettir. Niye burada "millet"in adı geçmiyor, "millete" karşı bir yükümlülük duyulmuyor?
TV’lerde bir an gördüm, sonra özenle…
Detail
Dr. Abdülkadir Sezgin Hoca ile Söyleşi B. Tekin İSFAHANLI - (2 )
Haber Akademi’den
Dr. Abdulkadir SEZGİN Hoca ile Söyleşi (2)
B. Tekin İSFAHANLI
Hocam, Arvasi Hoca’nın tasavvufi yönünden bahseder misiniz?
Dr. ABDÜLKADİR SEZGİN: Hoca’nın ailesi Nakşî geleneğine mensuptur. Onlar çocukken belli eğitimlerden geçiriliyorlar. Belli mensubiyetler kazanıyorlar. Onun içinde gereken bilgileri elde ediyorlar; Kur’an okumayı, kısmen Arapçayı ve tasavvufun belli başlı şeyleri öğreniyorlar. Bir de evdeki terbiye son derece iyi olduğu için problem yaşamıyorlar. Aileye mensup olanlar içinde folklörcü olanla din adamı arasında şekilde görülen farklar, muhtevada yoktur.
Bunun içinde Hoca iyi bir şey yapıyordu. Nakibu’l-Eşraf Kaymakamlıklarının kapandığı tarihten itibaren, bildiği seyyidlerin “şecere”lerini güncelleştiriyordu. Bir gün birisi demiş ki, bu yaptığın kanunla…
Detail
Erdoğan, Mustafa Kemal ve 22 Nisan 1920 Genelgelerini Niye Keşfetti?
Meclis’in 92. yıldönümüne bir hafta kala Başbakan Erdoğan Mustafa Kemal’in 22 Nisan 1920 tarihli iki genelgesini anlattı partisinin grup toplantısında. Tam da 28 Şubat operasyonlarına denk geldi.
O genelgeler 23 Nisan 1920’de Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılacağına dairdi. Erdoğan, Mustafa Kemal’in açılışı mübarek Cuma gününe denk getirmesini önemle vurguladı. Doğruydu; ama zaten tüm tarihçiler Mustafa Kemal’in açılışı Cuma’ya ertelemesinin bilinçli bir seçim olduğunda mutabık. Hatta Atatürk’ün böylece iç savaşta dini kullanan Saray’a karşı, dini kullanmanın esaslı bir örneğini verdiği vurgulanıyor.
Erdoğan’ın o genelgelere atıfla verdiği asıl mesaj ise "Ordu’nun Meclis’in emrinde olması" gerektiği idi. Hemen herkes bunu "darbecilere…
Detail
23 Nisan Ve Gaziantep’li Kamil, Dörtyollu Yusuf, Nezahat Onbaşı Ve Diğerleri…
Geçen gün Gaziantep’te bir Fransız askerinin kurşunuyla Şehit olan Kamil’in heykeline bakmıştım… 14 yaşındaydı… Annesinin yaşmağına el atan Fransız işgal askerine taşı fırlatmıştı… tek kurşunla yere yığılmıştı…
Geçen ay İnegöl’deydim... 12 yaşındaki Nezahat Onbaşıyı anmıştım… Albay Halil Beyin kızıydı… 8 yaşında öksüz kalmıştı… Babasının yanında cepheden cepheye gitmiş, Yunan askeriyle savaşmış, Kurtuluş Savaşı’nda korkusuzca çarpıştığı için İstiklal madalyasına aday gösterilen ilk çocuk unvanı almıştı.
Osmaniye cephesinde çarpışan Rahime Hanım yörede bir efsaneydi.. Vurulduğunda bedeninde sayılamayacak kadar çok mermi yarası vardı!
Şehit olduktan sonra, aynı cephede 17 yaşındaki Yusuf direnişin lideri oldu… Köylüler o yaştaki bir gence ‘Yusuf Paşa’ adını koydu……
Detail
"Küp"teki Sırlar Ne Ola?
Başbakan Erdoğan. O ki;
"Babamın oğlu dahi olsa, benimle aynı davayı paylaşmıyorsa, ben onu tanımam." der,
Başbakanın savcıların elinde "oyuncak" yapılamayacağını söyler,
"Ben"den başka varlık tanımaz...
Ama MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a kefil olur, onu "himayesine" alır: "Onu harcatmam." der... "İsabetli seçim yapmışım, değil mi?" diye sorar. Yetmez, "sır küpü" olduğunu açıklar. Velev ki allame-i cihan, Erdoğan gibi birisi kendisini bir başkasına böylesine nasıl emanet eder? Malûm; iki kişinin bildiği sır değildir!..
Nedir o "sırlar"?..
PKK-İmralı ile pazarlıklar mı? Duymayan kalmadı!..
Oslo süreci mi? Geçiniz!..
"Kardeş Barzani" ile temaslar mı?.. Bilmeyen var mı?…
Detail
27 NİSAN İNCE AYARI
İktidar Mensuplarının sık sık sığındığı bir beyan var : “Türkiye artık sabah erken kalkanın darbe yapabileceği bir ülke asla ve asla değildir.” Türkiye’de erken uyananın darbe yapabileceğini söylemek işi abartmaktır. Türkiye basit bir Üçüncü Dünya ve Afrika ülkesi değildir. Askeri müdahaleleri hiçbir zaman ülke sorunlarını çözecek bir yol olarak görmüyoruz; ama Türkiye’yi bazı Güney Amerika veya Afrika ülkelerine benzetme gayretlerini de yadırgıyoruz. Kendi kendimize haksızlık yapmayalım.
Askeri darbeler kadar dıştan kumandalı proje ve emirleri uygulama aracı olan sivil darbeleri, yazarı dışarıda olan açılımları, uyum adı altındaki uydu yasalarını, yabancılara ve dini azınlıklara imtiyazlar sağlanmasını, Telekom gibi birçok kritik kuruluşun özelleştirilmesini,…
Detail
Küçük Tavuk...
Kısa bir süre önce, Prof. Dr. Özcan Yeniçeri ile bir hava alanında salonda otururken emekli bir generalimiz ile sohbet ettik. Güncel konuları tartışırken emekli general bize ABD’de bir askeri okulda Amerikalı subaylar ile birlikte girdiği bir dersi ve derste anlatılanları anlattı. Ben de size aktarıyorum.
“Dershanede hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış.
Filmin adı ” Küçük Tavuk “. Bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor. Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor. Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya…
Detail
Kraliçe'nin Yeni Sultanı Kim Olacak?
28 Şubat sürecinin arkasında ABD-İsrail cephesinin olduğu herkesin bildiği ve kabul ettiği tartışmasız bir gerçek.
İşte AKP'nin de fikir babalarından meşhur diplomat-CIA'cı Morton Abramowitz'den bir cümle: "1996'da Refah Partisi'nin Türkiye'nin en büyük partisi olması Washington'u sarsmıştı..."
İşte bir diğer diplomat - CIA'cı Alan Makovsky'nin görüşleri:
"Bazı Amerikan yetkilileri, Türkiye'nin Batı yönelimli duruşuna yardımcı olan ordunun fundamentalizme karşı yangın duvarı vazifesini görmesini memnuniyetle karşılayabilirler..."
"Batı karşıtı konularla ortaya çıkacak güçlü bir İslâmcı hareket, Türkiye'deki Amerikan çıkarlarınınaleyhine olacaktır... Eğer zaman içinde Erbakan ve radikallerin ortadan kalktıkları ve Batı yanlısı,demokrasi yanlısı ılımlıların parti içinde üstün duruma geçtikleri açıklığa kavuşursa ABD bu çerçevedetutumunu yumuşatabilir..."
Madem Çevik Bir onların adamı; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diye sormayın. Emperyalizm işte...
Kaddafi gibi "linç" ettirilmediklerine, Saddam gibi astırılmadıklarına şükretsinler. Kaldı ki gerçek hedefinÇevik Bir ve ekibi değil; ABD'nin ne mal olduğunu anlayan İsmail Hakkı Karadayı ve HüseyinKıvrıkoğlu'ndan başlayıp Aydın Doğan'a, Uğur Dündar'a uzanacak bir kitlenin göze kestirildiği görülüyor.Mehmet Baransu'nun o "Pirus" kitabını tam da bugünlerde niye yazdığı anlaşılıyor.
Velev ki hedef Çevik Bir ve ekibi. Suriye, "Kürdistan", İran gibi büyük operasyonlar gündemdeyken,İslâmcılar ve Müslümanların kafası karışmışken bu kadarcık "kurban" verilmez mi?
Merak ettiğim bir kaç küçük husus var tabii...
Çevik Bir'in danışmanlıklarını yaptığı Abudllah Gül ve Ülker grubu nerede duracak?...
Ya da ABD, "Ne cüretle adamlarını feda ediyor? Bir daha hangi asker onlara güvenip, yola çıkar?" gibi...
ABD, TSK'nın tamamen "uysallaştırıldığını" düşünüyor olmalı. Zaten bir gazete, "Pentagon'un, Türkiye'ninNATO kucağına döndüğünü söylediğini" yazmamış mıydı geçenlerde?!..
* * * *
28 Şubat operasyonu yine…
Detail